secimler

ne cok seye alisiyoruz hayatimiz boyunca. oturdugumuz eve, calisma masamiza, bilgisayarimiza, ofise giderken sectigimiz yola, sandalyemize, calisma arkadaslarimiza, is tempomuza, oglen nerede yesek kararsizligina, aksamlari gec cikmaya, onca is yogunlugunun arasinda eglenceli bir iki cumleye, insanlara, esyalara…

alistigim onca seyden vazgeciyorum. yasadigim sehirden tasiniyorum, oturdugum evden ayriliyorum, arkadaslarimi, sayisi cok az olan dostlarimi geride birakiyorum.

herseyi bir anda degistirmek cok kolay degil ama guzel birsey icin olacak bu degisim. yepyeni bir sehir, yepyeni bir hayat, yepyeni bir is, eski arkadaslar ve sen. 

yeni bir yol ayrimindayim, bir yolu secerken digerini geride birakiyoruz. paralel evrende geride biraktigim hayatimda neler olacak, kim bilir…

hayata dair ic burkan detaylar

istanbul’a gelisimin ilk aylari. anadolunun bagrindan kopup gelen bir tasra delikanlisiyim. bedenim henuz istanbul’un o ice isleyen soguguna alisamamis. uzerimde mevsimlik bir yagmurluk, kisin soguk gunleri…

yagmur yagiyor, ruzgar yagmur tanelerini kamci misali suratima carpiyor. bu kadar soguga nasil dayanacagim, bir an once eve nasil gidecegim, bugun nasil gececek diye kendi kendime soyleniyorum. islanmis, usumus ve gucsuz hissediyorum kendimi. 

tam bu soylenmelerimin akabinde vapurun kiyiya yanastigini gordum. kosar adimlarla ilerlerken daha fazla islandim. hay ben boyle isin diye soylenecekken, yari beline kadar bogazin soguk sularina girmis, tepesine yagmur yagan, dalgalarla bogusan iscileri gordum. iskeleyi onariyorlardi. bir an kendimi onlarin yerine koydum. sonra utandim, yerin dibine girdim…

o gun okumanin hayatimin ilk sirasinda yer almamasi gerektigine karar verdim cocuk aklimla. simdi ne zaman yagmur yagsa, icim acir yagan her damlayla.