bugunlerin populer konusu radyasyon hesabi. iste aci gercekler… usenmeyin, oturun hesaplayin.

bugunlerin populer konusu radyasyon hesabi. iste aci gercekler… usenmeyin, oturun hesaplayin.

18 mart

kimse hatirlamaz onsekiz mart’i. sorsan bilmez kimse olen binleri, yuzbinleri. bir destan yazildi, bir kahramani dogurdu Canakkale Zaferi. Mustafa Kemal’in onderliginde, batili isgalcileri bozguna ugratti onbinlerce, yuzbinlerce askerimiz…

bir cogu donmedi, donemedi. vuruldu, parcalandi, vatani icin sehit oldu, toprak oldu kanlari, kemikleri…

zamane insanlari gibi kansiz, ruhsuz, hirsiz, yolsuz degildi olenler. kanini doktu, evladini yetim, karisini dul birakti. tek derdi vataniydi…

Turk milletinin zaferlerinin baslangicidir Canakkale… sehitlerimizin kemiklerini sizlatanlara inat, vatani satanlara inat kazanilan bir zafer.

kendini savunabilirdin?

Cok sevdigim ulkemde bir mahkeme karar veriyor. Gerekceli karar su sekilde  “N.Ç.’nin hem kendisini pazarlayan iki kadının yanına, hem de kendisiyle ilişkiye giren 26 kişinin yanına rızasıyla gittiği”  yorumu yapiliyor. kaynak radikal

13 yasindaki cocuk kendisini savunabilirdi deniyor. kendisinden en az 20 yas buyuk erkeklerden, kadinlardan kendisini koruyabilirdi. Devletin polisi, askeri, idarecileri koruyamadi seni cocugum ama sen kendini koruyabilirdin…

Adalet keskin bir kilictir, buna mudahale etmek, alinmis bir karari yorumlamak hakkim yok. Ancak vicdan sahibi bir vatandasim ve alinan karari kabul etmek istemiyorum. Sucluysan, hele tecavuz gibi yuz kizartici bir sucun varsa, curum islemek icin cete kurduysan, bu isledigin sucun sonucunda masum bir COCUK zarar goruyorsa.

ben bu kisilerin alacagi hicbir cezayi kabul etmem, edenin fikrine saygi duymam. isterseniz sizde bana saygi duymayin.

dekolte=tecavuz mudur?

konu tecavuz, bunu tartisan bilim adami, ortaya cikan sonuc ise cok garip;

“Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikayet etmen makul değildir.”

kaynak; ntvmsnbc

daha once tecavuz ile ilgili bir yazi yazmistim. defalarca paylassam bile birsey degismeyecek ama tekrar yazayim;

tecavuz edenle evlenmek kurtulustur

boyle bir mantik,boyle bir yaklasim nasil kabul edilebilir.hangi insan evladi rizasi olmadan birinin kendisi ile cinsel iliskiye girmesini kabul eder.
bu igrencligi yapan haysiyetsiz mahlukat ile bir omur boyu yasamayi,her an yuzsuz suratina baktiginda icinden gelen kini durdurmayi nasil kabul eder.seni ve tercihlerini hic umursamayip sadece kendi cukunun derdiyle yedigi bok yuzunden omur boyunda azap cekmeyi kim ne sekilde kabul etmelidir,bu nasil kurtulustur.
ya tecavuz edilen insan tarafindan kurtarilmak istemiyorsa,ceza alip hapisanelerde curumesini diliyorsa ne olacak.yine kurtulacak mi tecavuz edilen.
acilan yara kapanabilecek mi?

neyden kurtulustur demek lazimdir bu sozun sahibine.yoksulluktan,acliktan,gelir seviyesinin dusuklugunden, insan yerine konmamaktan,cagdas ulkelerin gelismislik seviyesine ulasamamis olmaktan,yalnizliktan,ezilmekten, mutsuzluktan, hayatinin bes para etmedigini gordugun hastanelerden, uc kurusa tum degerlerini satan insanlarin yuzsuzlugunden, politika olarak hicbirsey yapmayan musveddelerden, artan vergiler ve enflasyon karsisinda eriyen maasindan, horgorulup,saygi duyulmamaktan, dinsel-cinsel-fikirsel baskilardan, yetersiz egitimden kurtulusmudur. o zaman herkes tecavuz etsin sevdigi birine, kurtarsin onu.

bir insanin ruhu bu kadar degersiz mi?

demi$tim zamanin birinde…

Can Dundar ise $unu demi$….

Tecavüz suçu, eski Ceza Yasası’nın “Kamu Ahlakı ve Aileye Karşı Suçlar” bölümündeydi. “Kadının bedeni, kamunun ilgi alanındadır; cinselliği de ailenin sorumluluğundadır” demekti bu… AB’ye uyumlu yeni yasayla tecavüz, “Kişilere Karşı Suçlar” bölümüne alındı.
Belki bilmeyenler vardır; cinsel tacizde “çocuğun rızası” diye bir koşul vardı. Bu durumda tacizcinin cezası indiriliyordu.
Evlilik içi tecavüz suç kabul edilmiyordu.
Tecavüzcü, tecavüz ettiği kızla evlenirse affedilebiliyordu.
sana ne?

son gunlerde herkes aile danismani, iliski uzmani, ahlak bekcisi, din alimi, adli tip uzmani, gazeteci, televizyon yapimcisi, kose yazari veya allame-i cihan…

unlu bir kisi hayatini x y z parametreleri ile kaybediyor. bulundugu yer, yanindakiler, son durumu, neden orada oldugu, ailesi, colugu, cocugu, o gece ne yedigi, ne ictigi, kime ne dedigi, kime ne demedigi vs konusunda herkesin fikri var.

hangi inanca veya bakis acisina sahip olursan ol. hayatini kaybetmis bir insan hakkinda konusmamalisin, dedikodu yapmamalisin, henuz kurumamis mezari uzerinden prim yapma derdiyle edebiyat parcalamamalisin. yok efendim  ”o adam kimmis”, yok efendim “cocugunu dusunmemis”, yok “su testisiymis”, yok “cocuk kerataymis”, yok “kocasi nasil boyle birseyi kabul edermiymis”. isinize gelen kahraman, gelmeyen kotu kadin oyle mi?

bana ne? sana ne? ona ne? 

on kasim ikibinon

 

bir sene once yazmistim bu yaziyi. hicbir duygum degismedi gecen bir senede. yine on kasim geldiginde, mirasina ihanet edenlerin, vatani hice sayanlarin, kurtulus savasinda olen ecdadlarini unutanlarin, hirsizin, ugursuzun sah oldugu, kraldan cok kralcilarin var oldugu bir zamanda yasiyorum. 

sonra sicriyorum yerimden, ruyaymis hepsi. tum kotulukler uzakmis, yalanlar yokmus, mirasin dikdik ayakta duruyormus… ruya ya hepsi…


on kasimin ne oldugunu ogrenmem, olumun anlamini bana ogrettikleri gune denk geliyor.
besbucuk yasindaki ilkokul ogrencisinin bunu anlamasi, kim oldugunu cok iyi bildigi ataturk’un yasamadigini ogrenmesidir bu.
onun oldugu saatte tum sehirde hayat duracak, sirenler otecek, gemiler duduklerini calacak ve bu sesler arasinda, evin bas kosesinde, sinifin duvarinda resmi bulunan onderin olumune sessizlik icinde saygi durulacak.
neden
hani olmemisti, kalbimizde yasiyordu.
degilmis oyle..
serin bir sonbahar gunu okulun bahcesinde ellerim iki yanima yapismis halde aklimdan gecenlerdi bunlar. tuylerim diken diken, sessizce aglayan kucuk cocuktum daha.
bana anlatilan, okudugum, anlamaya calistigim kisinin yasamadigini ogrendigimden mi, yoksa kahraman olarak belledigimiz kisilerinde insan olduklarini fark etmemden miydi akan gozyaslarim bilmiyorum.
en cok hatirladigimdi bu.
oysa hayatimda daha cok on kasim gunu olacakti ve ben ayni aciyi, ayni izdirabi yeniden hissedecektim.
buyudukce farkina vardim, her 10 kasimda neden mutsuzlastigimi.
onun eserinin geldigi hal mi beni bu kadar aglatan, yoksa sadece olmus olmasi mi, hala bilmiyorum.
af

Benden buyuk enayi yok, neden mi?

Kacak elektrik, su kullanmiyorum.

Vergimi zamaninda oduyorum.

SGK borcumu zamaninda oduyorum.

Varlik barisi yapiliyormus… Benim gibi zamaninda odeyen insanlar icin ne yapiliyor bilmiyorum. Madalya bekledigimden degil, enayi yerine konulmaktan canim yaniyor…

Kaynak: ntvmsnbc

duru

aylar once benim icin buyuk, o’nun icin kucucuk bir sirra ortak oldum. cocuklara yildizlar kadar uzak bir adam oldugum icin belki garipsedim bu sirri. oysa elimde buyuyen ikizler vardi yillar once… koskoca kizlar oldular artik. 

minik bir karin siskinligiydi sahitligimin ilk gunlerinde, son anlarini goremedim… ta ki bugun hastanede minic

ik ellerini, yumuk yanaklarini gorene kadar… unutmusum bebekleri, unutmusum onlarin masumiyetini…

uzun omurlu ol minik duru. saglik icinde, guzel annen ve yakisikli babanin en cok ovundugu, en sevdigi, en bi durulari ol… mutlu yarinlar seni bekliyor ufaklik…

iyi ki dogdun

Bebek bekleyen anneye doğumda fotoğrafçı hediye

Türkiye’de yeni çocuk sahibi olan ailelere verilen hediye trendleri değişiyor ve yerini farklı hediye fikirlerine bırakıyor. Bebek bekleyen anneye iş yerindeki arkadaşları artık kırmızı kurdeleli altın yerine doğum fotoğrafçısı hediye ediyor.

Türkiye’nin en tecrübeli doğum fotoğrafçılarından biri olarak 6 yıldır çalışan Alev Durmuşoğlu, 700’den fazla doğumda anne ve babaların en özel anlarını ölümsüzleştirdi.

Şirketlerden doğum fotoğrafçısı hediye

Doğum fotoğrafçısı Alev Durmuşoğlu, “Bir anneye verilebilecek en güzel hediyelerden biri doğum fotoğraflarıdır. Kaç kez doğum yaparsa yapsın, bir kadın için her biri ayrı, benzersiz ve özel olan bu anların belgelenmesi ile ortaya çıkan fotoğraflar anne adaylarını çok mutlu ediyor” diyor.

Yaşamın en özel anı

Alev Durmuşoğlu, evli bir çiftin yaşamlarının en özel anının bebeklerinin doğumu olduğunu söyleyerek, bebeğin anne karnındaki son dakikalarından başlayarak, doğum anı, ilk muayenesi, ilk banyosu  gibi ilklerin bebeğin hayatında çok özel bir yeri olduğuna dikkat çekiyor. Alev Durmuşoğlu, doğumu söyle anlatıyor:

“Bebeğin annesi ve babasıyla ilk tanışması benim için çok özel bir an. Bu fotoğraflar ilk kez aileyi bir karede görüntüleme fırsatı veriyor. Bu karelerin çekimleri, paha biçilmez bir hatıra değeri taşıyor. Anne adayının iş arkadaşları ya da eşleri bu anları ölümsüzleştirmek doğum fotoğrafçısı hediye etmeye başladılar. Çalışma arkadaşlarına doğum fotoğrafçısı hediye eden şirketlerin ve eşlerin sayısında büyük artış var.”

1000 tane çocuğum var

Türkiye’nin en deneyimli doğum fotoğrafçılarından olan Alev Durmuşoğlu 6 yılda 700’den fazla doğuma girerek yaklaşık 1000 bebeğin doğumuna tanıklık etti. İstanbul dışında Türkiye’nin farklı illerinde de doğumlarda fotoğraf çeken Durmuşoğlu, “Bekarım ama 1000 tane çocuğum var. Hepsinin benim kalbimde yeri ayrı. Yıllar geçtikçe onlardan anneleri vasıtasıyla haberler almak beni mutlu ediyor. Kendimi o çocukların ikinci annesi gibi görüyorum” diyor.

Alev Durmuşoğlu 
www.dogumfotosu.com

ilhan selcuk

cok degil daha 3 ay once abdulcanbaz’i gorup anmistim kardesini. once Turhan usta terk etti bizi, simdi sen…


ruhun sad olsun…


Turhan Selcuk anisina
cok merakliydim cocuklugumdan beri karikature…


hep heves ettigim, asla beceremedigim bir sanatti benim icin…







okuma bilmeyen cocuk halimle gazetedeki koseni anlamaya calisir, anlayamadigimda babama sorardim…




kaybettigimiz onca seyin arasinda sen de dahil oldun turhan usta…




daha bir hafta once abdulcanbaz’in heykelini gorunce vay turhan ustamin saheseri buradaymis diye sevinmistim…


kursagimda kaldi sevincim.


o soguk istanbul gununde, rahmi koc muzesi’nde yetim biraktin o’nu ve kalan tum cizimlerini…


ruhun sad olsun…