iyi ki dogdun

hayatimin en anlamli kelimesi, kimi zaman baglaci, kimi zaman yuklemi, her zaman oznesisin…

sen yoksan cumleler anlamsiz, kelimeler kifayetsiz… 

kucucuk seylerle mutlu olan, kalbi sevgi dolu, cocuk sever, hayvanlara duskun, fotografci, yardimsever,  sanatci ruhlu, meshur insan. iyi ki dogdun, iyi ki varsin, iyi ki sevmisim seni… 

seninle gecirecegim nice senelere sevgili.

yildonumu

tam iki sene oldu seninle hayatimi birlestireli, tam 24 ay oldu sana ilk defa sarilali, tam 730 gun oldu gozlerinde gozlerimi goreli, 17.520 saat oldu ince belini sarali, 1.051.200 saniye oldu ellerini avuclarimda tutali, 63.072.00 salise oldu mutluluktan midemde kelebekler ucusmaya baslayali…

bir omur diliyorum senden, ayni cati altinda, birlikte, huzur dolu, mutluluktan ayaklarimizin yerden kesildigi, basarilardan yoruldugumuz, cok gezdigimiz, hic susmadigimiz bir omur..

iyi ki varsin.

ikibinon neden iyi gecti.

iyi gecti derken, azicik argo dusunun. ahlakli olmayin cok.

kimi zaman gulmekten yanaklarim agridi, kimi zaman aglamaktan gozlerim kurudu. kimi gun cebim parayla doldu, kalaninda hep bostu. kimi gun cok sevdim, kimi gun hic sevilmedim. kimi gun toktum acin halinden anlamadim, kimi gun durmaksizin yoruldum. gun geldi calistim, seneler sonra tatil yapabildim. kimi gun ayrildim, kimi gun birlikteydim. bir suru insan kaybettim, bir kismini yenilerden kazandim. arabam oldu diye sevinirken uzerine dolu yagdi iki defa yamuldum. arkadaslarima yenileri eklendi, dostlarim azaldi. sevgilendim, sevgilisizlendim. filizlenen umutlarimi ezenler oldugu kadar, umutsuz zamanlarda besleyip costuranlarda oldu, varsin olsun dedim. her zaman sakindim, kimi zaman sinirli. yanimda hep sen vardin,hic gitmemeni diledim. hayatimda ilk defa surpriz parti yapilmasina yardimci oldum ama benim hic partim olmadi.

ikibinon nasil mi gecti, e gecti gitti iste. hosgelsin ikibinonbir.

tesekkur

Dusundugum, ancak gerceklestirecek gucu, zamani bulamadigim, organizasyon yetenegine sahip olmadigim icin hayal etmekle kaldigim bir seyi basariyla gerceklestirdik.

Bu hayalin gercek olmasinda temel rol Alev(kendisi dogumgunu cocugu olarak konumuzun merkezini olusturdu). Ardinda bu organizasyonun fikir annesi ve olaganustu goruntu/lezzete sahip pasta tasarlayan Aysem. (Turlu numaralarla Alev’i kandirmamizi sagladi, pastayi yapti, insanlari organize etti.) Her turlu uckagit, insan toplama, yalan ve bahane bulma konularinda Cihan(beni yeniden FF’e getirtti). Mekan organizasyonu yapan, katilimci kaprisi ile ugrasan, kendi hazirladigi partiye katilamayacakken son anda aramizda yer alan Handem(gidemedigine hem uzuldum, aramizda oldugun icin mutlu oldum). Organizasyona uzaktan cizimleri, fikirleri, Duru‘suyla katkida bulunan Bengi.(o kadar isinin arasinda bu guzellikleri bize hazirladin) Mor balonlariyla katkida bulunan Nesil.(epey bi mor balon aradin) Uzaktan turlu cesit destegini bizden esirgemeyen Gokce.(son dakikaya kadar gelirsin umuduyla bekledim) Inekli maskeleriyle bizim ve Alev’in yuzunu gulduren Esra.(mor simli kiz maskesi taktim, cok yakisti) Turlu cesit cabalarla randevu almaya calisan GFK. (pasasiyla birlikte geldi, daha ne isteriz) Alev’le bizim yerimize ugrasan Fundalinam.(Alev’i bloklamadin degil mi?) O gunu bizimle paylasan lf tayfasi ve ismini sayamadim diger tum arkadaslarim.

Elinize, kolunuzu, ayaginiza saglik. Iyi ki geldiniz ve Alev’imin dogum gununu birlikte kutladik, eglendik. Sagolun, varolun 

iyi ki dogdun

hayatimin en anlamli kelimesi, kimi zaman baglaci, kimi zaman yuklemi, her zaman oznesisin… sen yoksan cumleler anlamsiz, kelimeler kifayetsiz… 

kucucuk seylerle mutlu olan, kalbi sevgi dolu, cocuk sever, hayvanlara duskun, fotografci,  sanatci ruhlu, kendi capinda meshur insan. iyi ki dogdun, iyi ki varsin, iyi ki sevmisim seni… 

nice mutlu yillara alev.

Gez, goz, kas

Agustos ayi turlu cesit yerlere gittik. Hepsinden bir sonra yazacagim yazi icerisinde bahsedecegim. Ancak son goz agrimi ilk olarak yazmak istedim. 

Oncelikle Istanbul’dan o‘nu aldiktan sonra basladi yolculuk. Ankara’ya gelip 3 gece konaklamamizi yeni kesfimizde yaptik. Carsamba gunu sabahi yolculuk, alinan birer kahve esliginde basladi. Teknik bir kac sorun yuzunden yola cikisimiz 2 saat rotarli olsa bile, keyfimizi cok kacirmadi(yalandan kim olmus)

kas erkin

Afyon’da verilen sucuk molasina kadar kaptan pilot bendim. Ardindan yolcugulun kalanini ergen ruhlu sevgili soforumuz aldi. Takribi 10-11 saat sure yolculuk boyunca defalarca mola verdik. Insuyu magrasini dolastik, kayboldugumuzu sandik, yirmi defa haritayi kontrol ettik, dag yollarini asip aksamin bir korunde zifir karanliklar icerisinde kas merkezine ulastik. Gece isiklari bizi buyulemisti, Zafer bey’i arayip bizi aldirmalarini rica ettik. Yorgunluktan oluyorken, acaba nasil bir yere gidiyoruz, cok mu uzak, gece motorla denize mi acilacagiz, karnimiz cok ac, raki var mi sorulari beynimizde dolaniyordu.

20 dakikalik tekne yolculugumuzun ardindan, kiyida otel personeli bizi karsiladi, cantalarimizi kus gibi odaya ucurdular, bizi deniz kiyisindan hazirlanmis bir masada misafir ettiler. Cupralarimiz, rakimiz, roka salatamiz, kizarmis ekmegimiz, beyaz peynirimiz, baliklar, ordekler ve tesisin kopegi “can” ile yolun yorgunlugunu attik. Sabahin korunde uyanip nereye geldigimiz gormek icin odaya kosturduk. Oda icerisinde kucuk bir surpriz bizi bekliyordu. Yatagin uzerinde ciceklerden yapilmis bir kalp bizi karsiladi. Derhal uyuyup sabahin olmasini iple cektik. Kargalar kahvalti etmeden uyanip hazirlandik ve cenneti gorduk. Piril piril bir deniz, tertemiz bir plaj, guler yuzlu personel ve emrinize amade bir tesis.

Anlatacak onlarca sey var Don Quijote hakkinda. Baligi, kalamar dolmasi, anne usulu kizarmis patatesi, kahvaltisi, piril piril denizi ve icindeki onlarca cesit baligi, gunduzu, gecesi, sakinligi, sessizligi, guleryuzlu ve eli cabuk personeli, sizi krallar, kraliceler gibi karsilayan sahibi. 3 gun boyunca cikmadik oradan, pansiyonda uyuyup, kahvaltimizi, oglen ve aksam yemeklerimizi, ikindi atistirmalarimizi orada yaptik.

kas erkin

Giderken mutlaka yaniniza palet, snorkel, deniz gozlugu alin. Ayrica ulasim sadece deniz yolundan yapildigi icin, bir adada oldugunuzu dusunun ve tum ek ihtiyaclariniz icin(sigara vs) sehre donmeniz gerektigini hesaba katin. 

Ayrica ulasim icin mutlaka Antalya icerisine girmeden Korkuteli’nden Gombe Elmali yolunu tercih edin. Manzarasi bol, yolu ferah, trafigi az.

Gidin, yiyin, icin, denize girin, sohbet edin ama  herkese tavsiye etmeyin (cok kalabalik olmasin)

3 gunluk tatilin ardindan donus yolunda Senirkent’e ugradik. Burasi ile ilgili yaziyi ben yazmayacagim ama o kisim icin diyecegim tek soz e dortte bir kalmismisti, kalani sel goturdu olacaktir.

yildonumu

sen

tam bir sene oldu seninle hayatimi birlestireli, tam 12 ay oldu sana ilk defa sarilali, tam 365 gunoldu gozlerinde gozlerimi goreli, 8.760 saat oldu ince belini sarali, 525.600 saniye oldu ellerini avuclarimda tutali, 31.536.000 salise oldu mutluluktan midemde kelebekler ucusmaya baslayali…

bir omur diliyorum senden, birlikte, huzur dolu, mutluluktan ayaklarimizin yerden kesildigi, basarilardan yoruldugumuz, cok gezdigimiz, hic susmadigimiz bir omur..

iyi ki varsin.

raif bey degilim ben…

kimi zaman cok seversin, kimi zaman cok canin yanar, kimi zaman oylece suskun kalirsin sadece… 


belki ben raif bey degilim, o maria puder degil, hatta hayatimiz sabahattin ali’nin kaleminden dokulen kurk mantolu madonna romani degil ama 


 ruhumda infial yaratir bu sozler;

“…muhakkak ki dunyanin en luzumsuz adamiydim.hayat beni kaybetmekte hicbir sey ziyan etmeyecekti.”


“nicin ilk defa gordugumuz bir peynirin esvafı hakkinda soz soylemekten kactigimiz halde ilk rasgeldigimiz insan hakkinda son kararimizi verip gonul rahatligiyle oteye geciveriyoruz?”


“bu yasimdan beri mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanin vucudu birdenbire benim icin nasil bir ihtiyac olabilirdi?”


“…zaten kucuklugumden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kismini ilerisi icin saklamak isterdim.”

“…cunku muphem bir his bana, kim olursa olsun bir insani tamamen gordukten ve gorduklerini kendinden saklamadiktan sonra, ona hicbir zaman busbutun yaklasilamayacagini fisildiyordu.”

” ‘demek beni kiskanmiyorsunuz ha?’ dedi ‘beni sahiden bu kadar cok mu seviyorsun?’ “

“icinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hicbir zaman bu sevgiyi bir kisiye inhisar ettiremez ve kimseden de boyle yapmasini bekleyemez. ne kadar cok insani seversek, asil sevdigimiz bir tek kisiyi de o kadar cok ve kuvvetli severiz. ask dagildikca azalan bir sey degildir.”

dalga

mesut sanmak icin kendimi
ne kagit isterim, ne kalem;
parmaklarimda cigaram,
dalar giderim mavisinden iceri
karsimda duran resmin

giderim, deniz ceker;
deniz ceker, dunya tutar.
ickiye benzer bir sey mi var,
bir sey mi var ki havada
deli eder insani, sarhos eder?


bilirim, yalan, hepsi yalan;
taka oldugum, tekne oldugum yalan;
sularin kaburgalarimdaki serinligi,
iskotada uguldayan ruzgar,
haftalarca dinmeyen motor sesi,
yalan.


ama gene de,
gene de guzel gunler gecirebilirim;
gecirebilirim bu mavilikte,
suda yuzen karpuz kabugundan farksiz,
agacin gokyuzune vuran aksinden,
her sabah erikleri saran bugudan,
bugudan, sisten, asktan, kokudan…


ne kagit yeter ne kalem,
mesut sanmam icin kendimi.
bunlarin hepsi…hepsi fasafiso.
ne takayim, ne tekneyim.
oyle bir yerde olmaliyim,
oyle bir yerde olmaliyim ki,
ne karpuz kabugu gibi,
ne isik, ne sis, ne bugu gibi…
insan gibi.

Orhan Veli
hasret


Yuz yil oldu yuzunu gormeyeli, 
belini sarmayali, 
gozunun icinde durmayali, 
aklinin aydinligina sorular sormayali, 
dokunmayali sicakligina karninin. 

Yuz yildir bekler beni 
                    bir sehirde bir kadin. 

Ayni daldaydik, ayni daldaydik. 
Ayni daldan dusup ayrildik. 
Aramizda yuz yillik zaman, 
                       yol yuz yillik. 

Yuz yildir alacakaranlikta 
                   kosuyorum ardindan.


NHR