Insanlarin hayatlarinda donum noktalari olur. Kimisinde bir karar alir sehir degistirirsin, kimisinde isinden ayrilirsin, bir baskasinda evlenirsin, bir digerinde cocugun olur. Sonucunu bilemedigin donum noktalaridir bunlar. Bilmezsin ama mutluluk ekersin, sevinc bicersin genelde.
Kimilerinde ise hayatin o andan sonra bambaska bir anlamsizliga suruklenir. Bundan uzun seneler once hayatimin donum noktalarindan birisini yasadim. Babami kaybettim. Gittigi o gri Ankara’dan oldugunu ogrendim. Ellerimde ilk karnem, dizlerimde dusmekten kabuk baglamis yaralarimla hayatimin en buyuk yarasini aldim.
Er’im, candostum, kardasim, babam yoktu artik. Hic inanmadim beni birakip gittigine, hep bir umut bekledim. Her sevincimi, derdimi, tasami, basarimi, huznumu, coskumu kosup anlatmak istedim. Gittim karsisina, bir avuc toprakti o’ndan geriye kalan. Anlattim ona ragmen, tek kelime etmedi.
Deliler gibi ozledigim koca fidanim, kara kaslim, kara gozlum, dusuncelerimin, kitap tutkumun lideri, dunya gorusumun temeli…
Az kaldi seni kaybettigim yasina erismeme.
Ruhun sad olsun.
Oglun