son gunlerde herkes aile danismani, iliski uzmani, ahlak bekcisi, din alimi, adli tip uzmani, gazeteci, televizyon yapimcisi, kose yazari veya allame-i cihan…
unlu bir kisi hayatini x y z parametreleri ile kaybediyor. bulundugu yer, yanindakiler, son durumu, neden orada oldugu, ailesi, colugu, cocugu, o gece ne yedigi, ne ictigi, kime ne dedigi, kime ne demedigi vs konusunda herkesin fikri var.
hangi inanca veya bakis acisina sahip olursan ol. hayatini kaybetmis bir insan hakkinda konusmamalisin, dedikodu yapmamalisin, henuz kurumamis mezari uzerinden prim yapma derdiyle edebiyat parcalamamalisin. yok efendim ”o adam kimmis”, yok efendim “cocugunu dusunmemis”, yok “su testisiymis”, yok “cocuk kerataymis”, yok “kocasi nasil boyle birseyi kabul edermiymis”. isinize gelen kahraman, gelmeyen kotu kadin oyle mi?
bana ne? sana ne? ona ne?