gozunden ben**


sadece sevmek yetmiyor,


paylasmak gerekiyor.
her dakikayi,
her saati,
her gunu

birlikte ama ayri ayri...

nefes alacak kadar cok mesafeli, soluksuz kalacak kadar yakin...

bir kalp atimi uzaginda,
kilometrelerce
mesafede...

kimi zaman can,
her zaman canan...

mutlulugumun
iki hecesi
ismin,
dudaklarima muhurlu...

**cektigim fotografinda gozundeyim ben...

10 kasim


on kasimin ne oldugunu ogrenmem, olumun anlamini bana ogrettikleri gune denk geliyor.

besbucuk yasindaki ilkokul ogrencisinin bunu anlamasi, kim oldugunu cok iyi bildigi ataturk'un yasamadigini ogrenmesidir bu.

onun oldugu saatte tum sehirde hayat duracak, sirenler otecek, gemiler duduklerini calacak ve bu sesler arasinda, evin bas kosesinde, sinifin duvarinda resmi bulunan onderin olumune sessizlik icinde saygi durulacak.

neden

hani olmemisti, kalbimizde yasiyordu.

degilmis oyle..

serin bir sonbahar gunu okulun bahcesinde ellerim iki yanima yapismis halde aklimdan gecenlerdi bunlar. tuylerim diken diken, sessizce aglayan kucuk cocuktum daha.

bana anlatilan, okudugum, anlamaya calistigim kisinin yasamadigini ogrendigimden mi, yoksa kahraman olarak belledigimiz kisilerinde insan olduklarini fark etmemden miydi akan gozyaslarim bilmiyorum.

en cok hatirladigimdi bu.

oysa hayatimda daha cok on kasim gunu olacakti ve ben ayni aciyi, ayni izdirabi yeniden hissedecektim.

buyudukce farkina vardim, her 10 kasimda neden mutsuzlastigimi.

onun eserinin geldigi hal mi beni bu kadar aglatan, yoksa sadece olmus olmasi mi, hala bilmiyorum.

remember, remember the fifth of november

erkek olmak...


erkek olmak,

sevdiklerini tek tek gomerken direncli olmak,
sirilsiklam topragi kazmak,
kazarken ellerini parcalamak,
eline, yuzune, pacana, ayakkabina toprak bulamak,
kazmayi vurdugunda karsina cikan kaya kadar sert olmak,
dedeni, babani, kedini, kopegini karakizil topragin altina koymak,
aglayamamak, aglamak, aglatmak,
her gomdugun seyde, kendinden cok parcalari birakmak,
mutsuzluguna bir centik daha atmak,
hayata kufretmek, lanet okumak demektir...


musmutlu yillara


hep sevdiklerinle olacagin, musmutlu, saglikli, en guzel fotograflari cekecegin, en birinci olacagin, her zaman ornek alinacagin, tonla sosyal projeye imza atacagin, etrafina mutluluk sacacagin, kalpleri pirpir ettirecegin nice mutlu yillara dogumgunu cocugu...

18'ini yeni doldurdun, resitsin artik :)

sana bir...


sana bir sir versem bunu saklayabilir misin?

tutabilirmisin kalbinde bu sirri?
evet mi?
peki o zaman ac kulaklarini iyice....
seni seviyorum

daha cok zaman


keske daha cok zamanim olsa senin icin, keske tum zamanlarim senin olsa... birlikteyken dursa dunya, akmasa zaman...

Hatirliyorum; elini uzattin, dedin ve gittin. Gozden kayboluncaya kadar baktim arkandan, sonra kapiyi kapattim, bir baska kapi acildi yalnizliga. Yuruyemiyordum, oturamiyordum. Yattim, uyuyamadim. Sanki yercekiminden kurtulmustum, bosluktaydim, agirligim kalmamisti. Elimde, tam nabzimin uzerinde bir saat isliyordu her seyden habersiz. Cikardim, duvara carptim, parcalandi ve durdu. Fakat sadece saatin sesiydi kaybolan. Yoksa zaman ilerliyordu..

U.Y.O.

IT sektorunde calisanlarin kucuk esnaf olma tutkusunu cani gonulden ya$ayan bir sistem adminiydi. $imdilerde her$eyi satabilmeyi en ust hedef haline getirmi$ bir Technical Account Manager olarak nefes aliyor.

Raistlin aka Erkin Korkmaz