abdulcanbaz

cok merakliydim cocuklugumdan beri karikature...

hep heves ettigim, asla beceremedigim bir sanatti benim icin...

okuma bilmeyen cocuk halimle gazetedeki koseni anlamaya calisir, anlayamadigimda babama sorardim...

kaybettigimiz onca seyin arasinda sen de dahil oldun turhan usta...

daha bir hafta once abdulcanbaz'in heykelini gorunce vay turhan ustamin saheseri buradaymis diye sevinmistim...

kursagimda kaldi sevincim.

o soguk istanbul gununde, rahmi koc muzesi'nde yetim biraktin o'nu ve kalan tum cizimlerini...


ruhun sad olsun...

house md vs blogger


bugunlerin tartismali konusu "blogger"lik altinci sezon, ondorduncu bolumunun temelini olusturuyor.


hayatinin tum asamalarini blogunda yayinlayan hasta ve house'un ilginc macerasi hakkinda daha cok spoiler vermek istemiyorum...

izleyin gorun.
blogger olmak hayat mi kurtariyor, hayat mi karartiyor...



kara bulutlarla kapli bir pazar gunu taksim house cafe'de gec bir oglen yemegi ile basladik seruvenimize.

davetli oldugumuz etkinlik "absolut tasting session" ismini tasiyordu. yurt disindan gelen joe maccanta isimli bir mixologun misafiriydik. (mixolog olmak nedir dedim bende ilk duydugumda "mixolog barmenligin bir ust seviyesiymis, hep birlikte ogrenmis olduk)


bu etkinlikte sevgili alev durmusoglu ve super gazeteci zeynep mengi ile birlikte yer aldik. baslangic olarak bize absolut hakkinda genel bilgiler verildi. ardindan joe ilk kokteylimizi hazirlamaya basladi. bu kokteyl icerisinde "salatalik, zencefil, feslegen, lime, bolbuz ve pek tabi absolut vardi.

anlatmasi bu kadar uzun surdu ama biz(hepimiz) bayildik.


ardindan icerisinde taze elma suyu, limon, nane ve armutlu absolut iceren kokteylimiz hizlica hazirlandi. hizlica cekilen fotograflarin ardindan bardaktan ilk once kim tadacak konulu yarismamizi ben kazandim :) bu benim favori ickim oldu.

sondan bir onceki kokteylimiz en ilginciydi. raspberry absolut, nane, limon suyu ve karabiber! (yanlis duymadiniz karabiber) iceriyordu. icince bunun ictigim en ilginc kokteyl olduguna karar verdim (k) ozellikle alev en cok bunu sevdi.



joe'nun keyifli sohbeti esliginde son kokteylimiz hazirlanmaya baslandi. armutlu absolut, visne suyu, nane, hindistan cevizi surubunun guzel bir karisimi oldu.




karanlik bulutlarla kapli bir pazar gununu son kokteylimizi yudumlarken keyif icerisinde tamamladik. organizasyonda emegi gecen herkese cok tesekkur ediyorum.

uzun yillardir absolut icicisiydim, artik bu tescillenmistir diye dusunuyorum.

erkin

absolut turkiye'ye ulasmak icin;


yine felaket


yine deprem oldu,

yine bir suru cocuk, anne, baba, teyze, nine, amca toprak altinda kaldi,
yine hayvanlar oldu,
yine insanlar evsiz kaldi,
yine bu olanlara bir 'isaret!!!' diyen insanciklar oldu,
yine olenlere vah vah deyip kendi dunyamiza cekildik,
ve yine herseye seyirci kalan bir toplum olduk....

toprak altinda kalan insanlara gururumuzu, gelecegimizi kattik....

merak etmeyin yarin yine unuturuz olanlar, olenleri

bugun benim ve annemin dogumgunu.
ayni zamanda dunya kadinlar gunu.


kadinlar gununde kadinlarin kendi geleceklerini aydinlik gordugu, ayaklarinin uzerinde durdugu, kisisel hak ve ozgurluklere sahip oldugu, erkekler tarafindan ezilmedigi, kendi secimlerinden oturu yargilanmadigi gunleri bekliyoruz.

nafile bir bekleyis aslinda.

ulkemin guzel topraklarinda erkeklerden zor bir hayat yasiyorlar "yasamak denirse"

kimisi namus bekcisi aile buyukleri tarafindan boguluyor.

kimisine yafta yapistirilip toplumdan dislaniyor.

kimisi calisabilmek icin insani degerlerinden vazgecmek zorunda birakiliyor,

kimisi tercihlerinden oturu cezalandiriliyor,

kimisi genel degerlere uymadigi icin hakaretlere maruz kaliyor....

hayat bu sekilde akiyorken, dogumgunumu kutlamak gelmiyor icimden...

herseye ragmen dunya kadinlar gununuz kutlu olsun...

o benim iste


biraz kul, biraz duman , o benim i$te
kerem misali yanan , o benim i$te
inanma gozlerine, ben ben degilim
beni sevdigin zaman, o benim i$te

iki sene once yazmistim ayni konuyu, ayni cumlelerle...


o zaman sen yoktun, simdi varsin... iyi ki varsin (hayatimin en onemli insani)

miranda july 2005 yili yapimi kisacik bir$eydir.

uc dakika elli yedi saniye icinde bir cumle gecer butunde;
herhangi birinin en cok sevdigi insan misin? diye sorar sokaktan gecen, hic tanimadigi insanlara...

kim nasil cevap verir bu soruya,
veya sen kimsenin hayatinda
neredesin diye
sorasi gelir izledikten sonra yanindakine...

sorsan bile sonra ki soru $u olmali midir?
ya sen o'nun hayatinda en sevdigi ki$i misin?

ya degilsen, nesin o zaman sen? hayat mi, hayal mi?


Are You the Favorite Person of Anybody?