tecavuz edilen cocuklara, namus adi altinta oldurulen genc kizlara, kocasi/sevgilisi tarafindan oldurulen kadinlara sessiz kal ama isine gelmeyen seyi yasaklamak icin elinden geleni yap. yok oyle yagma. kadini, cocugu koruyacaksan, once dogup yasayanlari koru.

tecavuz edilen cocuklara, namus adi altinta oldurulen genc kizlara, kocasi/sevgilisi tarafindan oldurulen kadinlara sessiz kal ama isine gelmeyen seyi yasaklamak icin elinden geleni yap. yok oyle yagma. kadini, cocugu koruyacaksan, once dogup yasayanlari koru.

reklam paylasmayi sevmiyorum ama bu reklamdan ote birsey olmus.

dogum fotografcisi kocasi olmak

gunun herhangi bir saatinde calan telefonu normal karsilamaktir. (misal gece 2:35)

dogumun tum asamalarini bilmek demektir. (aciklik ne kadar, ne kadar suresi kalmis)

sezaryen olursa dogum ne kadar surer, normal dogum olursa ne kadardir bilmektir.

hangi hastanenin otoparki ne kadar, hangi hastanenin kafeteryasi kacta kapanir, nerede ne yenir bilmektir.

evden hastaneye, hastaneden eve hangi trafik saatinde ne kadar surede gittigini bilmektir.

hastaneye ulasinca su anda dogumhanededir, aramayayim. cikmistir arayabilirim zamanlamasini tutturabilmektir.

bebek nasil tutulur, hangi kurabiye lezizdir, baba nasil sakinlestirilir, ebeveynlerle ne konusulur bilmek demektir.

uykusuz gecelere, zamansiz seyahatlere alismaktir.

tatil yapamamaktir.

sehir disina ya tek basina cikmak veya hic cikamamaktir.

dogum, cocuk hakkinda bu kadar fikrin olunca aa sizin cocuk kac yasinda diye sorulara maruz kalmaktir.

ee alev dogurunca kim cekecek diye soranlara saskin gozlerle bakmaktir.

ikibinonbir neden iyi gecti

daha once demistim aynisini. iyi gecti derken ahlakli dusunmeyin…

kimi gun cok guldum, anneannemi kaybettigimde cok agladim. gun oldu ankara’yi biraktim, istanbullu oldum.  yeni bir sehre tasindim, icim hep eski kaldi. gun oldu kose bucak dolandim. trafikten nefret ettim ama genelde hep icinde kaldim. evcil hayvanim yoktu kac zamandir, katsi doldu evin her yani. gun geldi yagmurda islandim, kimi zaman guneste kavruldum. yillar sonra is degistirdim, yetmedi ustune bir daha degistirdim. bir takim hayallerim gercek oldu, cogu gercegim ise hayal. alev’imle once ev’lendim, sonra evlendim. kimi gun yardim etmek icin el uzattim, gun geldi yardim istemek icin el actim (sagolsun bos birakan olmadi). her zaman oldugu gibi sakindim, an oldu sakinligimden eser kalmadi. ikibinonbir gecti gitti. bakalim ikibinonikide ne olacak.

anneannem’i kaybettim

Ilk gordugum insanlardan biriydin hayatimda, ellerinde buyudum, kucucuk bir cocukken yaptigim yaramazliklarimi, hasariliklarimi, her turlu kaprisimi sana yapardim, evimizin iyi polisi…

Hasta oldugunu ogrendigimde yaban ellerdeydim, eve dondugumde sana kosmak istedim. Ben usuttugum, mikrop tasidigim icin hastanede yanina almazlar diye, gelemedim yanina. Tekrar yaban ellere gittim, aklim, fikrim hep sendeydi. Pazar aksam uzeri yogun bakima alindigini ogrendigimde gece boyu kabuslar icinde dondum durdum. Sabah oldugunda yuregim yaniyordu, gogsumun uzerinde sanki koskoca bir kulce demir vardi. Sirket icin onemli bir egitim tam basindayken aldigim haberden elim ayagima dolandi, ayaga kalkip egitmenlerden tekinin yanina giderken yuzumun aldigi hali gormus olacak ki, neyin var dedi. Anneannemi kaybettik diyebildim elin Ingilizine, tuttu kolumdan yere dusmeyeyim diye. Git sen burada bir isin yok, diye kendime getirmeye calisti, sonrasi… Gozyaslari, akil karisikligi, bulanik bir hafiza… bir sekilde bana bilet buldular, Alev bir yandan Istanbul’dan eve gidebilmem icin bilet ayarlamaya calisiyordu.

Sans o ki Ankara’dan ayni ucakla donduk memlekete… O soguk kargo deposunda, ben hemen uzerindeki koltuklarda…

Hep istedigin gibi uykunda veda ettin hayatina, o hain hastaliga yenilmeden, kayip gittin ellerimizden.

Keskem olmadi seninle hic, tek bedduan “dede olasin, torunlarini sevesindi” bana… Sen olmazsan dede olmam ben derdim, kucucuk halimle. Sen yoksun artik, dede olsam ne bu saaten sonra, olmasam ne.

Minik ellerine kurban oldugum, hayata her zaman dimdik durmaya calisanim, anne yarim, annemin anasi, anneannem. Artik aci cekmeyeceksin, igneler, doktorlar, seni uzecek kimseler yok.

Mekanin cennet olsun.

sizin isim neydi?

Uzun bir sure once basladi aslinda ortak hayatimiz, birlikte astigimiz nice zorluklar, kucakladigimiz nice mutluluklar vardi, zannedersek tek eksik “ev”lenmek kalmisti, eksik kalmasin dedik…

Ancak kalabalik, satafatli, cafcafli seyler sevmeyen biz bu “ev”lenme isini nasil cozeriz diye hic dert etmedik,  bir sekilde cozecegimizden emindik. Is seyahati icin gidecegim Italya’ya birlikte gitme karari, gitmisken evlenelim dusuncesi ve bunu uygulamaya alma fikri ilk basta hos geldi. Ama soyle yalan dolanlara inanmayin, “maaamut bana pariste evlenme teklif etti, eee, vallaaa gitttik elciye pit diye nikahladi bizi ha ha ha”

Yurtdisinda, hele Turk Elciliklerinde evlenmek oldukca mesakkatli bir is, tonla prosedur var, her elcilik bunu kabul etmiyor, ettiginde de saray yavrusu bir yerde nikahiniz kiyilmiyor. Tum bu zorluklara ragmen ugras didin, evraklari tamamla, dhl ile ertesi isgunu kargosu ile gonder, sonrasinda o evraklari idari olarak takip et, onu ayarla bunu coz derken Italya’ya seyahat vakti geldi.

6 gunluk Roma seyahati ve tatili, ardindan gelen Milan seyahati ile evlenmek icin final noktamiza ulastik. Bizi elcilikte krallar gibi karsilamadilar, cunku orasi bir devlet dairesi ve siz de standart vatandaslarsiniz. Normalde elcilige insanlar pasaport cikartmak, cocugunu kaydettirmek, calisma iznini onaylatmak vs icin gelip cilekes bir bicimde beklerken bizler elimizde sira numaramiz benim uzerimde damatlik takim elbisem, yakamda amigurumi cicegim, Alev’in mor gelinligi, omuzunda etolu, elinde amigurumi cicekleri ile ortama tezat bir durum sergiliyorduk. Zaten cok dikkat cekmeme amacindayken, otel calisanlari, taksi soforu, kapidaki askerler, elcilikte bekleyen vatandaslarin gozu uzerimizdeydi.

Velhasil sira bize geldi, ismimizi ve bizimle ilgilenecek gorevli hanim efendinin ismini soyledik. Ardindan elciligin backoffice denilen kismina gecmek uzere kapi acildi. Icerideki herkes Alev hanim, aa evet o, dogum fotografcisi hanim diyerek ilgi odagi olarak onu secti. Elcilik calisanlarinin %90’i kadinlardan olustugu icin Alev onlari meslegi geregince daha yakin hissettirmisti. Evraklar dolduruldu, sohbetler edildi, elci vekili hanim efendi nikahimizi kiyacakken ilgi odagi Alev’le sohbeti bitirdi ve kafasini bana cevirip “sizin isim neydi” dedi? Yahu ben, damat erkin pasa??? Yok, yok pasa degil duz Erkin, duz degil Kel…

Guzel bir nikah oldu, fotograflarimiz cekildi, tebrikler kabul edildi ve elcilikten ayrildik.

Sevgili sevgilim, artik sevgili karim olmustu.

Birlikte nice senelere sevgili, ev’lilik gunumuz kutlu olsun… bu arada pardon isim neydi?

iyi ki dogdun

hayatimin en anlamli kelimesi, kimi zaman baglaci, kimi zaman yuklemi, her zaman oznesisin…

sen yoksan cumleler anlamsiz, kelimeler kifayetsiz… 

kucucuk seylerle mutlu olan, kalbi sevgi dolu, cocuk sever, hayvanlara duskun, fotografci, yardimsever,  sanatci ruhlu, meshur insan. iyi ki dogdun, iyi ki varsin, iyi ki sevmisim seni… 

seninle gecirecegim nice senelere sevgili.

tecrube

yaklasik 17 senedir calisiyorum. calistigim her is baskalarina kolay, rahat, konforlu, yuksek gelirli, super imkanli olarak gozuktu. 

10 sene once sahada sabahlara kadar calisip yuzlerce, binlerce kilometre yol yaptigim zamanlarda insanlar “ha erkin mi? ya onun yaptigi isi havada karada yaparim ama firsat vermiyorlar.” diyorlardi. 

gel zaman git zaman masa basi isim oldu, yine ayni anlami iceren “o is kolay abi, iki tik tik, iki lak lak bitti gitti, popomla yaparim ben o isi” cumlelerini duyar oldum. 

sehir degistirdim, ayni is kolunda farkli noktalara geldim, insanlarin yorumu hep ayni “ya erkin cok rahat ya”

uluslararasi bir sirkete gectim, yine ayni laflar. e kardesim madem o kadar kolay, madem oyle yatar pozisyonda is yapiyorum buyur gel sen yat. bakalim kimler gelip gececek yattigin yerde uzerinden.

medeniyet dedigin nedir arkadas?

Gectigimiz haftalarda sirket ici etkinlik olarak Avusturya’ya gittik. Saalbach, Avusturya’da yer alan bir dag koyu. Saalbach, Almanya’ya daha yakin bir lokasyonda oldugu icin, Munih’e Istanbul’dan ucakla gelip, ardindan taksilerle yapilan 2 saat 20 dakikalik bir yolculukla hedefimize ulastik.

Yolculugun Almanya’da baslayan kisminda 4+1 seritlik bir otobanda seyrettik. Ortalama hizimiz yol yogunluguna gore degisen hiz siniri tabelalarina gore 90 ila 130 arasinda degisiyordu. Bu hizla giderken yolun en sag, yok yanlis okumadiniz en sagi seridinden gidiyorduk. solumuzdaki seritlerde ise bizden nisbeden daha hizli araclar vardi. Normal kosullarda icerisinde yasadigimiz guzel ulkemizde yolun once sol seridi dolar, sonrasinda ise diger seritler, hiz seridi bizim ulkemizde en sag serittir-emniyet seridi-… Yolculuk sirasinda medeniyetin bu kadar gozume sokulmasindan rahatsiz oldum. 

Saskinligim yol boyunca surdukten sonra, kucuk koyumuze ulastik. Yesillik vs o kisimlarini anlatmayacagim, muhim bisiy yoktu. Alp daglarinda bir kayak koyu.

Isin medeniyet yarisina donustugu ikinci kisim donus yolunda yasandi. Donus zamanimiz geldiginde, geldigimiz rotadan yine araclarla otoyol uzerinden havaalanina ulasmamiz gerekiyordu. Ucak saat 18:05’teydi ve biz ortalama 6 saat once yola ciktik.

Ancak Almanya’ya giris yaptiktan sonra otoyol durmus vaziyetteydi. Bizim donecegimiz istikametteki tum araclar kontak kapatmis, yolda medeni bir sekilde trafigin acilmasini bekliyordu. 4+1 seritli yolda saga donulen sag iki seritte araclar durup bekliyor, sol iki serit tamamen acik, emniyet seridi acik. Hic birimiz inanamadik bu duruma, bir allahin kulu ne emniyet seridini kapatiyor, ne sol seride gecip en one gecmeye calisiyor. Ortalama 3 saat bekledik o yolda. Sonrasinda yol acildi, biz 17:45’te Munih havaalanina ulastik. THY’nin yer operasyonlarini yuruten arkadaslarin gayreti, pilotun izin vermesi ve sansimizi yaver gitmesiyle 12 kisilik ekibimiz 10 dakikada uluslararasi ucus icin gerekli tum guvenlik ve gumruk kontrollerinden gecip boarding yapti. Ucak ve diger yolcular neredeyse hic’e yakin bir sure bizi bekledikten sonra hep birlikte eve dogru donduk. Bu kadar medeniyet bana cok gelmis olacakki guzel ulkeme dondugum anda omuz atar gibi araba kullananlar, eminiyet seridini kapatanlar ve otoyolda/sahil yolunda yarisan gerzeklerin arasinda normal bir sekilde evime ulastim.

yildonumu

tam iki sene oldu seninle hayatimi birlestireli, tam 24 ay oldu sana ilk defa sarilali, tam 730 gun oldu gozlerinde gozlerimi goreli, 17.520 saat oldu ince belini sarali, 1.051.200 saniye oldu ellerini avuclarimda tutali, 63.072.00 salise oldu mutluluktan midemde kelebekler ucusmaya baslayali…

bir omur diliyorum senden, ayni cati altinda, birlikte, huzur dolu, mutluluktan ayaklarimizin yerden kesildigi, basarilardan yoruldugumuz, cok gezdigimiz, hic susmadigimiz bir omur..

iyi ki varsin.